Ne Yaparsan Yap Olmuyor Bazen

Hayatta bazen öyle zamanlar olur ki ne yaparsanız yapın değiştiremezsiniz. İsterseniz kendinizi parçalayın, takla atın, her türlü stratejiyi deneyin, olmaz Allah olmaz!

Bazen bir insana kendinizi anlatmaya çalışırsınız. Anlamaz. Bazen tepki gösterirsiniz anlasın diye, bazen onun yaptığı gibi yaparsınız ki farkına varsın diye, bazen iletişimi kesersiniz ki sizi özlesinde arasın “hayırdır?” desin diye, bazen de dert yanarsınız kocaman kocaman bağırarak ona en yakın olana gitsin o ona ulaştırsın diye…

Bunların hepsini yaparsınız yaparsınızda karşılığını yine alamazsınız ya… İşte o andır tahammülsüzlüğün başladığı nokta…

Tahammülsüzlük bir insanın hayatında yaşayıp yaşayabileceği en kötü duygudur. Sizi yıpratır, içten içe kemirir, bağırıp çağırmalarınız, sinir krizleriniz o kadar ve o kadar artar ve o kadar şiddetlenirki zaman geçtikçe siz bile kendinizden korkar hale gelirsiniz…

Allah bozmasın” derler ya bazen çok iyi giden bir şeye… Allah niye bozsun, bozan veya bozacak biri varsa insandır insan aslında…

Hayatta her olayın karşısında bir taraf olmak zorundasındır. Tarafsızım dediğin anda bile içinde bir yerlerde hep daha yakın olduğunu bilirsin bir tarafa…

Seçtiğin taraf karşındaki ile aynı değilse (istediğin kadar “tarafsızım” de) işte o zaman çabalamalar başlar, kendini kabul ettirme savaşı. Dediğinin doğru olduğunu kabul ettirme savaşı

Sen ne kadar haklı olduğunu bilirsen bil. Bazen öyle zamanlar olur ki haklı olduğun halde haksızlığına inandırılırsın.

Bazen öyle zamanlar olur ki haklı olduğunu bile bile haksız olduğunu sırf “tahammülün” kalmadığı için kabullenirsin. İşte tüm bu zamanlarda hep şunu sölersin.

Bazen, ne yaparsan yap, olmuyor bazen”

Hayatta bazen dediğimiz zamanlarımız var, hem de çok. Bazenlerimizle, keşkelerimizle, ahlarımızla, kocaman kocaman içimizde oturan egolarımızla ve hırslarımızla hükmetmeye çalıştığımız aslında bizim hayatımız, aslında tüm olan bitenlerden sadece biz etkileniyoruz.

Yapmaya, anlatmaya, söylemeye veya hissettirmeye çalıştığımız ne varsa karşı tarafa o tüm çabalamalarda içimizden her bir parçası az az kopup giden tahammül duygumuzu tüketir, kendimizi tüketiriz.

Olmuyorsa olmuyordur deyip bırakmak lazım bazen… İpleri salıvermek ve iplerin hangi tarafı seçeceğine sadece seyirci kalmak gerekir bazen… Çünkü gurur ve hırs yapmak karakterli olmayı ispatlamıyor kimseye.

Çünkü herkes ama herkes “sen bile” her durumda her şekilde karşındakini suçlama konusunda herkesten çok daha başarılı görüyorsun kendini. Ve böyle gördüğün ve gördükleri sürece ne sen onlara ne de onlar sana anlatamaz hiçbirşeyi…

Kısacası hayatta bazen değiştiremeyeceğin anlar, kişiler, olaylar ve evreler vardır… Anladım ki hayatın tam anlamı ile teammül olduğunu kabul edersek ancak ve ancak sonsuz huzura ereriz. Yoksa huzur dediğiniz şey bir telefon, bir laf, bir bakış, bir gidiş, bir geliş veya bir susuş kadar uzak veya yakın…

Tüm zor zamanların rahatlatıcı cümlelerini kuran Mevlana der ki;

Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anlayabildiği kadardır

O yüzden karşınızdaki kişilerin akıl, mantık, görüş, merhamet, vicdan ve hayat seviyeleri ile sizinki bir değilse bazen boşvermek kendinize yapacağınız en büyük iyilikdir.

Hayat çok ciddiye alınacak birşey değil vesselam…

Etiketler: